Yolculuk...
Yolculuğu hiç sevmem. Sevmediğim şeyler arasında asla ayrım yapmam hefsine nefretim eşit.ama en sevmediğim şey diye başlayan bir cümle kurarasam bir gün " kesinlikle yolculuk" diye bitecektir bu cümle .
Çocukken de sevmezdim yolculuğu, en az şimdiki kadar. Bilirdim nereye gidersem gideyim bana geldiğim yer sorulacaktı. ve sonra bulunduğum yer ile kaldığım yer arasındaki karşılaştırmalarım sorulacaktı. ve Ben nezaket olsun diye burası daha güzel diyecektim.Aslında mecburdum buna nezaket bir sonrası. Geldiğim yer iyi desem nesi iyi. İyi olan özelliği söylesem benim kadar güzel bulmayabilir. sevmem bilirim çünkü; bir insanı bir eşyayı bir şehri asla sevdiremeyeceğimi bir başka insana , hem de sadece anlatarak.
Yolculuğu sevmem. bu yüzden kime neye kızsam sürgüne yollarım hayal ülkemden. Yola çıkarırım onları. Uzun uzun düşünürüm.
Yolculuğun en tuhaf yanı da, dünyanın neresine giderseniz gidin, bir gün memleketinize geri dönmek zorundasınız. ya da vardığınız yere aslında dönüyorsunuz da farkında değilsiniz. Her gün tüm şehri dolaşıp her akşam yine aynı sokağa dönersiniz mesela.
Yolculuğu sevmem ama yollara bayılırım. Çünkü bir ritmi vardır yolların. banketlerdeki jelatinler vurur baterist gibi,
ve yol çizgileri ana enstrüman. bazen kesikli bazen tam.
levhalar ....
meraklı gözlerle yol kenarlarında ritim tutan hayatlar.
ve de sen de katılmış olursun otobüsünle bu tuhaf müziğe...

0 yorum yazılmıştır