Aklıma "düşen"e, aklımdan düşenler

...
Aklımda
Gülüşün.
Sanki avucumda gökyüzü
Gökyüzünde yıldızlar,
Yıldızlar gözlerinde
Gözlerin yüzünde
Yüzünde Gülüşün
Cennetin özeti gülüşüne
Şiirler,
Hepsi
Aklımda...

...
Aklımda
Gülüşün.
Sanki avucumda gökyüzü
Gökyüzünde yıldızlar,
Yıldızlar gözlerinde
Gözlerin yüzünde
Yüzünde Gülüşün
Cennetin özeti gülüşüne
Şiirler,
Hepsi
Aklımda...
Bu yazıyı birbirinden farklı bir çok olay ve insan ruhuna etki edebilecek her ne varsa hepsinin tesiri altında, hep gereğinden fazla özgür olan irademin, bir başka unsura bağlığı neticesinde yazıyorum.
Yani yazacağım....
Ne zamandır yazmıyorum. Blogcu üye giriş panelinin ben tarafı paslanmış sanki. Hafif bir gıcırtıyla açılır gibi açıltı. içimde korku filmlerindeki kapı açılma sahnelerinden kalma tatlı bir ürperti. "Yazımak istiyordum" ve bunun için yazmadım. kalemimde birikti sanki sözler. Biriksin istedim daha çok şey anlatabileyim diye. Oysa çok miktarı yerine değeri olmalıydı anlatacaklarımın. Birikti sözler, birikti, boyumu geçer hale geldi.
Anlatmaya sustum.
Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti
Aşk bitti
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti
Aşk hiç biter mi
Hiç bir şey olmamış gibi
Boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi
Kalır adımızla
Bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda
Bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte
Bir defter arasında
Bir tırnak yarasında
Bir dolmuş sırasında
Kalır bir odada
Bir yastık oyasında
Bir mum ışığında
Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi
Kalır dilimizde
Yinelenen bir şarkıda
Bir okul çıkışında
Bir çocuk bakışında
Kalır bir kitapta
Bir masal perisinde
Bir hasta odasında
Bir gece yarısında
Kalır bir durakta
Yırtık bir afişte
Buruk bir gülüşte
Dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi
Kalır bir sokakta
Bir genel telefonda
Bir soru yanıtında
Bir komşu suratında
Kalır bir pazarda
Bir kahve kokusunda
Bir tavşan niyetinde
Bir çorap fiyatında
Kalır bir yosunda
Bir deniz kıyısında
Bir martı kanadında
Bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi
Ezginin Günlüğü - Ebruli
http://www.ezginingunlugu.com.tr/albumler/sayfalar/ebruli.php
Oda arkadaşımın gazına gelerek gitar kursuna başladım. Siyah olan benim, henüz mantıklı bir ses çıkaramadığım, gitarım.
bildiğiniz gibi uzun zamandır yazı yazmıyordum, bunda tembelliğimden başka bir sebep olmadığını itiraf etmeliyim. Tembelim işte.... N'apim.
Bu gitar öğrenme işi ne yorucu bir işmiş. Parmaklarım şişti valla elimi alıştıracağım diye. En kötüsü de aptal aptal sesler çıkarmaya uğraşıyorum.
Ama bir gün mantıklı birşeyler çıkartırsam burada yayınlarım. tabi 15 mb'de ne yayınlanabilirse artık.
Bir türlü anlayamıyorum, haber bültenlerinde ve gazetelerde sık sık gördüğümüz şu "Ömür Uzatan diyet" saçmalığını
Bunun bilimsel dayanağı nedir? Allah aşkına.
Hadi doğru diyelim ve deneyi yapılmış olsun.
O halde denekler ölecekleri günü biliyorlar mıydı.
Hayır elbette
Peki o halde bunu bilinmeyen bir zamana ötelediklerini nerden biliyorlar.
"Benim felanca zamanda ölmem gerekiyordu bunu bunu yaptım da hayattayım" diyen birine neden rastlayamıyoruz.
google "ömür uzatan diyet" aramasına tam 1.910 sonuç veriyor buyrun burdan bakın meğer ne çok meraklısı varmış.
Yolculuğu hiç sevmem. Sevmediğim şeyler arasında asla ayrım yapmam hefsine nefretim eşit.ama en sevmediğim şey diye başlayan bir cümle kurarasam bir gün " kesinlikle yolculuk" diye bitecektir bu cümle .
Çocukken de sevmezdim yolculuğu, en az şimdiki kadar. Bilirdim nereye gidersem gideyim bana geldiğim yer sorulacaktı. ve sonra bulunduğum yer ile kaldığım yer arasındaki karşılaştırmalarım sorulacaktı. ve Ben nezaket olsun diye burası daha güzel diyecektim.Aslında mecburdum buna nezaket bir sonrası. Geldiğim yer iyi desem nesi iyi. İyi olan özelliği söylesem benim kadar güzel bulmayabilir. sevmem bilirim çünkü; bir insanı bir eşyayı bir şehri asla sevdiremeyeceğimi bir başka insana , hem de sadece anlatarak.
Yolculuğu sevmem. bu yüzden kime neye kızsam sürgüne yollarım hayal ülkemden. Yola çıkarırım onları. Uzun uzun düşünürüm.
Yolculuğun en tuhaf yanı da, dünyanın neresine giderseniz gidin, bir gün memleketinize geri dönmek zorundasınız. ya da vardığınız yere aslında dönüyorsunuz da farkında değilsiniz. Her gün tüm şehri dolaşıp her akşam yine aynı sokağa dönersiniz mesela.
Yolculuğu sevmem ama yollara bayılırım. Çünkü bir ritmi vardır yolların. banketlerdeki jelatinler vurur baterist gibi,
ve yol çizgileri ana enstrüman. bazen kesikli bazen tam.
levhalar ....
meraklı gözlerle yol kenarlarında ritim tutan hayatlar.
ve de sen de katılmış olursun otobüsünle bu tuhaf müziğe...
Herkesin bahsettiği şu siteye reklam işini bir de ben deneyeyim dedim. ve Google'dan reklam aldım Sayfanın hemen sağ alt tarafında görüyorsunuz.
Canım sıkılıyor.
Antalya'yken sık sık atardım kendimi, en yakın deniz kenarına. Beni üzen her şeyi, her şey'e olan küskünlüğümü ayağına taş bağlayıp, falezlerden aşağıya, denize bırakırdım.
Peki şimdi denizi bile olmayan bu kentte ne yapacağım ben.Nasıl kurtulacağım. Sevimsiz duydularımdan. Hangi dalgaya bağışlayacağım gözyaşlarımı...
Canım çok sıkılıyor. Hatta canımın sıkılmasına bile canım sıkılıyor. Özledim işte özlediğim şeyden başka ne varsa canımı sıkıyor.
Sahi ne kadar oldu bir martıyla selamlaşmayalı....
Canım sıkılıyor. Çünkü deniz sayamıyor insan başka hiçbir maviliği, hele ki Akdeniz'i gördükten sonra...
ancak şair olmak lazım, bunu yapabilmek için.
Adıyaman güzel bir şehir aslında. Kargaşadan uzak hiçbir nazı olmayan hanım hanımcık güzel bir kız gibi. Büyük şehirlerin olanca süsüne rağmen, makyajsız süssüz, ama güzel...
Adıyaman sevilebilecek bir şehir ama bunun için şair olmak lazım.